Kudüs 830 yıl sonra yeniden 'Haçlılar' elinde (ANALİZ): Osmanlı hakimiyeti sonrasında Yahudiler tarafından işgal edilen Kudüs, ABD’n...
Kudüs 830 yıl sonra yeniden 'Haçlılar' elinde (ANALİZ):
Osmanlı hakimiyeti sonrasında Yahudiler tarafından işgal edilen Kudüs, ABD’nin 6 Aralık'ta atttığı adımla ilk kez “resmen” Müslümanların elinden alınmış oluyor…
![]() |
| Kudüs fiili olarak İsrail işgal denetiminde bulunuyor. Son karar ise bu işgali meşrulaştırıyor. |
Kudüs’e ilk yerleşen toplulukların kimler olduğuna ilişkin bilgiler İbrani kaynaklarında yer alıyor. Bu kaynaklara göre Kudüs bölgesine ilk kez Milattan Önce 1800’de Yevusluluar yerleşiyor.
İSLAM DÜNYASI ACİZ VE TUTSAK
Bu topluluklardan sonra milattan önce 993’lerde yine Davut peygamberi de Kudüs’te İsrailoğullarına peygamber olarak gönderildiği biliniyor. Davut peygamber, Kudüs’ü, yönettiği krallığın başkenti yapmıştı.
Yahudiler Miladi 33'te İsa peygamberi yine burada çarmıha germek istedi. Onlara göre bu gerçekleşti. Kur’an ise Yahudilerin İsa zannederek ona benzeyen bir başkasını çarmıha gerdiğine yer verdi.
Kudüs, bu tarihlerden 614'e kadar Roma İmparatorluğu sınırları içinde bulunuyordu.
Roma İmparatorluğu’ndan sonra Persler 614’te, Bizans ise 629’da bu kente hakim oldu… Ta ki İslam’ın ortaya çıkışına kadar…
ÖMER BİN HATTAB’LA ‘İSLAM YURDU’ OLDU
İslam, 610’da Muhammed bin Abdullah'a (Hazreti Muhammed) Allah tarafından vahiy yoluyla bildirilen emirlerden oluşuyordu. 3-5 kişiyle başlayan bu yeni din, gördüğü baskılar sonrası Muhammed bin Abdullah’ın Mekke’den Medine’ye göçü (Hicret) ile hızla yayıldı, toprakları genişledi. Medine’de kurulan bu devletin sınırları, sadece 28 yılda Kudüs’e ulaştı. Kudüs, Muhammed peygamber öldükten sonra Abdullah bin Ebi Kuhafe bin Kaab et-Teymi el-Kureyşi veya kısa adıyla Ebu Bekir’den sonra yerine geçen ikinci halife Ömer bin Hattab (Umar ibn Al-Khattāb) döneminde ilk kez İslam toprağı oldu. Halife Ömer bin Hattab liderliğinde İslam'ın nazil oluşundan 28 yıl sonra; Hicri 16, Miladi 638 tarihinde Kudüs’ü İslam devletinin sınırlarına dahil etti.
Kurulan bu İslam devletinde ilerleyen yıllarda ortaya çıkan bozulmalar, yine aynı ya da sonraki yıllarda Müslüman olan birden fazla devletin kurulmasına neden olacaktı.
Emeviler, Abbasiler, Tolunoğulları, Akşitler, Fatimiler, Selçuklular, kurdukları devletlerde Kudüs’ü 1099'a kadar yönetecekti. Buna rağmen bu ana kadar Kudüsİslam devletleri hakimiyeti altında kalmayı sürdürdü.
Kudüs böylece 461 yıl boyunca Müslümanların kontrolünde oldu.
İLK HAÇLI KOALİSYONU VE İLK İŞGAL
Kudüs'ü Müslümanların elinden almak için Avrupalı güçlerin oluşturduğu koalisyon, İlk Haçlı Seferi'ni 1099'da gerçekleştirdi. Bu tüm zamanların en kanlı savaş sahnelerinde biriydi kuşkusuz.
Batılı Hıristiyanlar zengin İslam beldelerini kıskanıyor, sefaletlerini bu hazineleri kontrol altına alarak gidermek istiyordu. Bu saldırının bugünlerde olduğu gibi ekonomik, siyasi ve dini sebepleri de vardı.
Filistin'de her üç dinin mensupları barış ve huzur içinde yaşarken, Avrupa'daki Hıristiyanlar bir "Haçlı" seferi organize etmeye karar verdiler. Papa II. Urban 25 Kasım 1095 günü Clermont Konsili'nde "Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak" çağrısıyla başlayan bu ittifakın ilk fitili Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, Macaristan, Bizansgibi devletlerin oluşturduğu koalisyonla sonuca ulaştı. 40 bin kişilik Haçlı Koalisyonu Avrupa, Balkanlardan yürüyerek, Anadolu'da Anadolu Selçuklu Devletive hükümdarı Kılıç Arslan elinde bulunan arazilere ulaştı. Yakarak katlederek ilerleyen bu koalisyon, Antakya'ya vardıktan sonra burayı da ele geçirip Suriye ve Lübnan üzerinden Filistin'e ve oradan da Kudüs'e ulaştı.
Batılı Hıristiyan unsurlardan oluşan ordular, 1099’da Kudüs’e girdi. Sadece Müslümanların değil, o topraklarda Müslüman tebaasında olan Yahudilerin de büyük bölümü bu saldırıda kılıçtan geçirildi. Katliam Kudüs'ü kana bulamış ve çocuklar, yaşlılar ve kadınlar da bu acımasız saldırıdan kurtulamamıştı. 50 bin Müslüman’ın bu saldırıda katledildiği tarihe geçmişti. Bundan sonra Haçlı orduları 88 yıl yıl boyunca bu toprakları kontrol etmeye devam edecekti. Bu İslam dünyası için büyük utançtı kuşkusuz… Ne Selçuklular ne de Arap dünyası bu işgale karşı koyamamıştı.
BUGÜNKÜ KUDÜS’ÜN FATİHİ; SELAHADDİN YUSUF BİN NECMEDDİN EYYUB
Ve Selahaddin Eyyübi...
O böyle biliniyordu…
Ama o bir Tikrit’li idi… Bugün Irak’ın SelehaddinVilayetinin bir kenti olan Tikrit…
O’nfun tam adı el-Melik el-Nasır Ebu'l Muẓaffer Selahaddin Yusuf bin Necmeddin Eyyub…
Mısır ve Suriye sultanı olan Selahaddin Yusuf bin Necmeddin Eyyub’ün (d. 1138, - ö. 4 Mart 1193, Şam), yönettiği bu Sultanlık babası Necmettin Eyyub nediniyle Eyyübilerolarak biliniyor. Ancak o asla yönettiği sultanlık için “Eyyübiler” ifadesini kullanmadı.
Mısır ve Suriye sultanı, Eyyubi hanedanının kurucusu olan hükümdar, Hıttin Muharebesi ile 2 Ekim 1187'de Kudüs'ü Haçlı kuvvetlerinden alarak kentte 88 yıl süren Hristiyan egemenliğine son verdi, akabinde Hristiyanların düzenledikleri III. Haçlı Seferi'ni etkisiz hale getirdi.
KUDÜS 830 YIL SONRA YENİDEN HAÇLILAR ELİNDE
Kudüs’ün İslam toprakları içinde yer alacak ve bugüne kadar süren ikinci dönem ise Eyyubi’nin 1187’deki fethi ile başlıyordu.
Bu tarihlerden itibaren Harezmliler, Memlükler ve Osmanlılar (1517) Kudüs'ü bugünlere (1917) taşıdı...
Bugüne gelince…
Birinci Dünya savaşında bölgeye yeniden gelen Haçlılar'ın, İsrail'e burada "toprak bahşetmesiyle" birlikte, bölge ilk kez Müslümanların elinden alınmak istendi. 1917'de İngiliz himayesine giren kent fiili olarak Müslümanlar'ın hakimiyetindeydi.
İngiltere öncülüğünde başlayan, "Yahudilere İsrail devleti oluşturma" sürecinde, aslında "hiç tanınmayan bir yapı", o tarihten bu yana "İşgal stratejisiyle" devlet olmaya ve bu arada toprak işgal etmeye çalıştı.
Evet, Osmanlı dağılmış, parçalanmış, yerine bölgede bir Yahudi İsrail devleti kurulmuştu ancak Kudüs bugüne kadar yarı fiili ve tam olarak resmi biçimde Müslümanların hala Müslümanların kontrolünde olmaya devam etti.
İsrail, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı'nda o zamana kadar Ürdün'ün kontrolü altında bulunan kentin doğusunu işgal etti ve 1980 yılında tamamını başkenti ilan etti. Ancak bugüne kadar Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan hiçbir devlet olmadı. Tak ki ABD Başkanı Donald Trump, 6 Aralık 2017’de Türkiye saati ile 21.00’da Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıyacağını açıklayana kadar.
Zaten Ortadoğu’daki tüm kaosun ve ABD girişimlerinin ana temelini oluşturan İsrail’in bu topraklardaki varlığı, böylece gelen cılız tepkiler içinde önemli bir aşama kaydetti.
Böylece bu adımla 1187’den bu yana resmi olarak İslam toprağı sayılan kent, ilk kez yeniden ve fiili olarak “modern haçlı koalisyonu” eline geçmiş olduğu söylenebilir.
Kuşkusuz Haçlı koalisyonu; ABD, İsrail ve diğerleri bu zaferlerini, kendileriyle aynı zamanda “müttefik” ve “stratejik ortak” olan halkı Müslüman olan sözde “İslam devletlerine" borçlu.
Ortadoğu’da ve dünyanın diğer alanlarındaki İslam ülkelerine yönelik işgallerde, bu koalisyonla birlikte hareket eden bu ülkelerin şimdi olup bitene tepki veriyor gibi görünmeleri ise oldukça gülünç…
Mesela ABD'de Demokrat Senatörü Sheldon Whitehouse…
Trump'ın "Kudüs" kararını eleştirirken, ABD'nin Ortadoğu'da kurduğu askeri hegemonyayı aslında iki devlet üzerinden sağladığını söylüyor. Trump'ın "Kudüs" kararının bu ülkelerle ilişkileri zedeleyeceğini söyleyen Whitehouse, "Orta Doğu'da askeri anlamda üslenmemiz konusunda halen bağımlı olduğumuz Türkiye ve bölgedeki en iyi dostumuz olmasına karşın Beyaz Saray'ın ilişkileri sürekli geriye götürmeye çalıştığı Suudi Arabistan'la ilişkilerimize etkileri olduğunu düşünüyorum" diyerek bir anlamda "tersten kurduğu" cümle ile ABD’nin bölgede kimler eliyle barınabildiğini itiraf ediyor.
Elbette "Büyük İsrail'in" güvenliği her zaman işte bu "İslam ülkelerinin" eliyle garanti altına alınıp güçlendirildi. Bu yüzden İsrail’in bölgedeki en büyük ortağı Suudi Arabistan. Bu yüzden Türkiye ile İsrail arasında var olan işbirliği aslında hiçbir zaman kopmuyor. Mısır ve İsrail bu nedenle bölgede stratejik ortak.
Bu "zillet", aynı zamanda İşgal edilen her İslam toprağında, öldürülen her Müslüman'ın kanında bir "İslam ülkesi parmağının" olduğuna da işaret ediyor. Aslında bu aynı zamanda "bu İslam ülkelerini" de bitiren ve "sonunu hazırlayan bir hastalık" gibi büyüyor.
Ortadoğu'yu cetvelle parçalara böldükten sonra kurduğu 22 devlete, sadece 4 renk kullanarak bayrak diken "Haçlı ordusu", şimdi o 22 devletle "Büyük İsral"i inşaa ediyor. HABERYİRMİ
Ortadoğu'yu cetvelle parçalara böldükten sonra kurduğu 22 devlete, sadece 4 renk kullanarak bayrak diken "Haçlı ordusu", şimdi o 22 devletle "Büyük İsral"i inşaa ediyor. HABERYİRMİ
NOT: Bu yazı “Kudüs düşerken: "Büyük İsrail'i"Müslümanlar" kuruyor! (ANALİZ)” başlıklı çalışmamızın genişletilmiş edisyonudur. Yazıya ulaşmak için buraya tıklayınız.
BU YAZILARI DA OKUYUN

YORUMLAR